1. Ana Sayfa
  2. Diğer
  3. Sosyal Psikoloji: Kişisel İlişkiler Nedir?

Sosyal Psikoloji: Kişisel İlişkiler Nedir?

Kişisel ilişkiler nedir? Sosyal psikoloji alanında oldukça araştırma yapılmış bir kavramdır. Bu yazımızda bir ilişkinin başlangıcından sonuna kadar akademik bilgileri sunacağız.

Sosyal Psikoloji: Kişisel İlişkiler Nedir?

Sosyal psikologlar birçok kişiye uygulanabilecek genel ilkeler keşfedebilmek için insan ilişkilerindeki büyük değişkenliğin altını görmeye çalışmaktadırlar. Herhangi bir ilişkinin zorunlu özelliği iki insanın birbirini etkilemesi yani karşılıklı bağımlı olmasıdır.

KARŞILIKLI BAĞIMLILIK KURAMI

Sosyal Psikoloji: KARŞILIKLI BAĞIMLILIK KURAMI

Toplumsal ilişkiler konusunun en etkileyici bakış açısı toplumsal değilim yaklaşımıdır. Sosyal psikolojide araştırmacılar en çok karşılıklı bağımlılık kuramını vurgulamışlardır. Bu bakış açısı ortaklar arasındaki etkileşim örüntülerini  çözümler. Bu etkileşimler ortakların ilişkiden aldıkları ve ilişkiye verdikleridir. İlişkiden alınanlara ödül, ilişkiye verilenlere bedel adı verilmektedir. Ödül – bedel farkına da çıktı adı verilir. Genel olarak ilişkilerimizde ödüllerimizi üst düzeyde, bedellerimizi ise alt düzeyde tutmak isteriz. Ancak almak için vermek zorunda olduğumuzdan ödüller bedelleri gerekmektedir. Toplumsal etkileşim, karşılıklı-bağımlı ortaklar arasında çıktıların değişim ve eşgüdümünü gerektirir. Eğer insanlar bize yardım ederse biz de onlara yardım etmek isteriz. Yani birisi bizi ödüllendirirse biz de o kişiyi ödüllendirme ihtiyacı hissederiz.

Ödüller ve Bedeller

Bir ödül sevildiğini hissetme gibi manevi, parasal yardım gibi maddi olabilir. Bir kişi için ödül olan bir şey başkası için çok değer taşımayabilir. Altı temel ödül türü vardır. Bunlar; aşk, para, konum, bilgi, mal ve hizmetlerdir. Bunlar da iki boyutta sınıflandırılmaktadır.

Kişiye özgünlük boyutu: Bir ödülün değeri o ödülü verene bağlı olduğu boyuttur.Aşk, güzel söz gibi kavramlar büyük ölçüde bu ödülleri veren kişiye bağlıdır. Para gibi kavramların genel olarak kimden geldiğinin bir önemi yoktur.

Somutluk boyutu: Bu boyut gözle görülen, elle tutulan kavramlarla ilgilidir.

Bedeller, bir ilişki ya da etkileşimde ortaya çıkan olumsuz sonuçlardır. Çok zaman ve enerji gerektirdiğinde ya da çatışmalara yok açtığında bu etkileşim pahalıya mal olabilir. Yani ödül-bedel dengesi negatif olabilir. Örneğin, bir haftasonunu bir partide geçirdiğimizde ödevlerimi yapmak için ya da ailemizi ziyaret etmek için zamanımız kalmayacaktır.

Çıktıları Değerlendirme

Karşılıklı bağımlılık kuramı, insanların bir etkileşimde ödül ve bedellerinin bir değerlendirmesinin yaptığını kabul etmektedirler. Bunu bir listesi tutulmaz ama kendi içimizde bu durumlara ilişkin düşüncelerimiz olmaktadır. İnsanlar “bu ilişki bana çok şey veriyor” ya da “bu ilişkinin artık bir değeri kalmadı” gibi cümleler kurduğunda artık ilişkinin çıktılarını değerlendirmiş bulunmaktadırlar. Bir ilişkinin kazançlı olup olmadığını belirlemek için bazı standartlar kullanılmaktadır. Bu standartlar; karşılaştırma düzeyi ve seçenekler için karşılaştırma düzeyidir.

Karşılaştırma düzeyi: Bir kişinin bir ilişkiden elde ettiğine inandığı çıktıların niteliği ile ilgilidir. Karşılaştırma düzeyinde ilişkilerdeki geçmiş deneyimlerimizi yansıtır. Örneğin, yeni patronumuzu geçmişteki yöneticilerimizle karşılaştırma yaparız. Ya da okuduğumuz kitaplar, izlediğimiz filmlere bakarak ilişkimizle ilgili bir karşılaştırma yapabiliriz.

Seçenekler için karşılaştırma düzeyi: Bir ilişkinin halen bize açık diğer ilişkilerle karşılaştırılarak değerlendirilmesini içerir. Örneğin, patronumuz çalışabileceğimiz diğer yöneticilerden daha mı iyidir yoksa daha mı kötü? Eğer iyiyse o patronun yaptıkları küçük bir şey olsa dahi ödül değeri yüksek olur. Aksi takdirde patronumuz değeri yüksek ödüller sunsa da o ilişkiyi bitirebiliriz.

Çıktıların Eşgüdümü (Koordinasyonu)

Bütün ilişkilerdeki ana sorun iki tarafında ödülleri üst düzeye çıkarma isteğidir. Eşgüdüm başarısızlığı bir kişinin ileride gerçekleşecek etkileşimlerden kaçınmasına yol açmaktadır. İki kişinin çıktılarını eşgüdümleyebilmesi için ortak ilgi ve amaçlarların düzeyine bağlıdır. Eğer ortaklar aynı amacı paylaşırlarsa eşgüdümleme sorunları daha az olacaktır.

Hakkaniyete Uygun Değişim (Mübadele)

İnsanlar toplumsal ilişkilerini hakkaniyete uygun olduğu düşündükleri zamanlar hallerinden en çok memnun oldukları anlardır. Sömürülmek ya da haksızlığa gelmek istemediğimiz için bazı değişik kurallar kullanırız.

Ör: İki kişi düşünelim ve bu iki kişi bir pizza yiyecekler. Herkesin eşit çıktılar almak için eşitlik kuramından yola çıkarak eşit olarak paylaşabilirler. Bu kuramı en kolay ve en yalın kuram eşitlik kuramı olduğu için çocuklar, yetişkinlerden daha çok kullanırlar. Eşitlik kuramı harici “herkesin ihtiyacına göre alması” ilkesini kullanabilirler. Burada görece ihtiyaçlar hakimdir. Üçüncü kural olan “hakkaniyet kuralı”, bir kişinin katkısıyla doğru orantılı fayda sağlamasıdır. Pizza ücretini daha fazla verenin daha fazla faydalanması ya da pizzayı yapan kişinin daha fazla faydalanması gibi.

Hak ettiğinden az alan, sömürülen kişi hoşnutsuzluk hissedecektir. Fakat yapılan araştırmalar hak ettiğinden fazla alan kişinin de suçluluk duygusu kavramından dolayı hoşnutsuzluk hissettiğini göstermiştir. Hakkaniyet sağlanmadığı zamanlarda kişiler bu dengesizliği tamir etmeye çalışmaktadır. Eğer bu dengesizlik düzelmez ise çiftler bu ilişkiyi bitirebilir.

Değişimin (Mübadelenin) Ötesi

Bazı farklılıkların anlaşılması için Clark ve Mills (1979), iki tür ilişki arasında ayrım yapmışlardır. Bunlar, değişim ilişkileri ve topluluksal ilişkiler adını almaktadır. Her iki tür ilişki de değişim süreçlerini işlemektedir, fakat ödüllerin alınıp verilmesini yöneten kurallar anlamlı olarak farklıdır.

Değişim ilişkileri: İnsanlar hemen sonrasında karşılık olarak ödüller almak beklentisiyle ödüller verirler. Değişim ilişkileri bir sorumluluk duygusu taşımazlar çünkü sıradan insanlar ya da iş ilişkilerinde gözlenmektedir.

Topluluksal ilişkiler: Topluluksal ilişkilerde kişisel ortaklarına olan ilgilerini göstermek ve yakın gelecekte benzer çıkarlar beklemeksizin, diğerlerinin gereksinimlerine karşılık vermek için tepkide bulunurlar. Topluluksal ilişkiler kişisel sorumluluk taşırlar. Bu ilişkide insanlar gereksinimlere değişim ilişkilerinden daha fazla dikkat etmektedirler.

Uzun dönemli ilişkilerde, yakın ilişkilerimizde “biz” kavramı oturmuştur. Bundan dolayı sevdiğimiz kişiyi ödüllendirdiğimizde aslında kendimizi de ödüllendirdiğimizi düşünürüz.Burada karşımızı bizden bir parça olarak görürüz.

KİŞİLERARASI İLİŞKİLERDE AÇILMA

Sosyal Psikoloji: Kişilerarası İlişkilerde Açılma

Konuşma insan etkileşiminin en önemli yönlerinden biridir. Açılma ya da bireyin kendini açması özel bir konuşma türüdür. Böyle konuşmalarda, özel bilgi ve duyguları bir başka kişiyle paylaşırız. Açılma yakınlığa giden önemli bir yoldur. İki tür açılma biçimi bulunmaktadır. Bunlar; betimsel açıklama ve değerlendirme ilişkili açılmadır.

Karşımızdaki kişiye yaptığımız işi, yaşadığımız yeri, seçimlerde kime oy atacağımızı söylememiz betimsel açıklama adını almaktadır. Karşımızdaki kişiye duyduğumuz sevgi, kilolu olmaktan duyduğumuz suçluluk duygusu ya da işimizden ne kadar çok nefret ettiğimizi söylemek ise değerlendirme ilişkili açılma adını almaktadır.

Açılma nedenleri birden çoktur. Kendimizi başkaları tarafından sevdirmek ve kabul görmek için toplumsal onay, kişisel bilgilerin ve güvenin paylaşılmasıyla ilişki gelişimi, içimizdeki dökmek amacı taşıması kendini anlatma, sorunlarımıza daha iyi anlayış ve farkındalık kazandırmak için kendini açıklığa kavuşturma, özel yaşamımızı korumak için ise toplumsal kontrol adını verilen nedenleri sayabiliriz.

Açılma ve İlişkinin Gelişmesi

Altman ve Taylor (1973), toplumsal kaynaşma adını verdikleri bir kuram oluşturdular. Bu kuram, insanlar insanlar benzerlik, çekicilik, arzulanabilirlik kişilik özellikleri vb. temelinde birbirlerine yönelik genel bir sevgi duygusunu geliştirdikleri ilk izlenim aşamasından sonra daha derin ve anlamlı ilişki düzeylerine nasıl girmektedirler? sorusu üzerine bulunmuştur.

Bu kurama göre, sırdaşlığa giriş iki boyut üzerinde gerçekleşmiş ve bu boyutlar genişlik ve derinlik adını almaktadır. Genişlik, kişinin yaşam ve kişiliğinin ilişkiye giren farklı alanlarının sayısı anlamına gelen iş, aile, para, umutlar ve korkulardır. Derinlik ise, sırdaşlık ya da kişinin özüne yakın anlamı taşımaktadır. Özel sırlar, özel yaşamı öğrenmek gibi.

Genel olarak ilişki aşamaları ilk olarak yüzeysel bilgi kırıntıları toplamasına “tanıma aşaması”, etkileşiminin daha arkadaşça olması ve senli benli konuşmalara doğru gitmesine “tanımaya yönelik duygusal etkileşim aşaması”, birbirlerini övme ve eleştirmede daha özgür hissetme ve bir çok alanda etkileşim olmasına “duygusal değişim aşaması”, kişilerin özel duygu ve eşyalarının paylaşılmasına da “kararlı değişim aşaması” denmektedir.

Açılma, Sevgi ve Karşılıklılık

Açılma ile sevgili birbirine bağlı kavramlardır. Birisi bize açıldığınızda onu cana yakın ve arkadaşla görürüz aynı şekilde biz de sevdiğimiz kişilere açılırız. Açılma karşılık görme eğilimindedir. Birisi bize özel duygularından ve olaylarından açılma yaptığından bizim de ona yapmamız gerekmektedir. Bunun tersi de geçerlidir. Eğer birisi bize, bizim ona açıldığımızdan daha fazla açılırsa bu bizi tehdit eder ve biz burada kalmak isteriz, eğer biz daha fazla açılma yaptıysak, o zaman da açık vermiş gibi hissederiz.

Açılmanın Tehlikeleri

Açılma sevgiyi arttırma ve ilişkiyi gelişme katkısı olduğu kadar belli riskleri de yanında getirmektedir. Kişisel bilgileri açıklama bizi savunmaya ve incinmeye  açık bırakır. Bu riskler hiç karşılık alamadığımız kayıtsızlık, açıklanan bilgiler ile toplumsal red, açıkladığımız bilgiler ile bizi incitmek ya da yönlendirmek ile kontrol kaybı, verdiğimiz bilginin başkalarına ortaya dökülmesi ile ele verme adlı riskleri barındırmaktadır.

Kültür ve Açılma

ABD’de kişisel bilgilerin açılması genelde iyi bir arkadaşlık ya da evliliğin belirtisi olarak anlaşılır. Ancak her kültürün normları farklıdır. ABD bireycidir ve Japonya toplulukçu bir yapıdadır. Japonlar genelde ABD’deki akranlarından daha az açılan insanlardır. Amerikalılar yeni tanıştığı birisine evliliğinin ne zaman bittiğini, çocuklarının hangi okula gittiğini sorabilir ama böyle sorular Japonya’da uygunsuz olarak görülebilir.

Cinsiyet ve Açılma

ABD’de erkekler duygularını kendilerine saklayan “sessiz tipler”, kadınlar ise duygularını açığa vuran “konuşkan tipler” olarak betimlenmektedir. Kadınlar genelde eşleri için “Üzerinde konuşulacak bir şeyler olduğunu hiç düşünmez. Onu konuşturmak için dırdır eden hep ben olurum.” diye yakınmaktadırlar.

YAKINLIK

Aşk gibi yakınlık kavramı da tanımlaması zordur. Açılma yakınlık kavramının bileşenlerinden biridir fakat sadece bu yeterli değildir. Ortağımız tarafından anlaşıldığımızı, onaylandığımızı, sevildiğimizi düşündüğümüzde yakınlık da hissetmiş oluruz.

Cinsiyet ve Yakınlık

Erkekler ve kadınlar yaşadıkları yakınlık deneyimleri açısından farklılıklar gösterirler mi? Hem de dağlar kadar. Toplumsal kültürel açıklama olarak, kadınlardan ilişkilerde duygusal liderler olması beklendiğinden kadınlar ilişkide açılma kavramını daha çok kullanmaktadır. Erkeklerde de ilişkilerde açılma ve yumuşak duygulardan kaçınma duyguları öğretilmektedir.

GÜÇ DENGESİ

Her etkileşimde insanların farklı tercihleri vardır ve belli amaçlar için birbirlerini etkilemeye çalışırlar. Toplumsal güç deyimi bir kişinin belirli amaçlarla başkasının duygularını ve düşüncelerini etkilemesi demektir. Bazı ilişkilerde güç dengesi vardır fakat bazı ilişkilerde dengesizlik olabilir.

Güç Dengesini Değerlendirme

Güç dengesi araştırmaları genelde karşıtcinsler üzerinde yapılmıştır. ABD’de yapılan araştırmada evli çiftler %64 oranında güç dengesinin eşit olduğunu, %9’u kadının güçlü olduğunu geri kalanda da erkeklerin güçlü olduğunu söylemiştir.

ÇATIŞMA

En iyi ilişkilerde bile çatışma kaçınılmazdır. Yapılan çatışmalar en çok kardeşler, anne-baba ile en az çatışma ise arkadaşlar ile yaşanmaktadır. Flört dönemlerinde çatışmalar oldukça seyrek olur fakat ilişki ciddiye bindiğinde daha da artmaktadır. Evli çiftler arasında da oldukça yaygındır. Çiftler siyaset, din, iş, para, zamanlarını nasıl geçirecekleri, ev işlerini nasıl paylaşacakları gibi 85 başlık altında kavga etmektedirler.

Çatışma sorunları üç genel grupta sınıflandırılabilir. Özgül davranışlar, bazı çatışmalar bir ortağın özgül davranışları üzerinde odaklaşır. Üniversite öğrencisinin oda arkadaşının müzik dinlemesinden dolayı sınava çalışmaması ve sonunda çatışmanın ortaya çıkması gibi. Normal ve roller, verilen bir sözün yerine getirilmemesinden ortaya çıkan çatışmalardır. Kişisel eğilimler, ortağın güdüleri ve kişiliği üzerinde odaklanır. Ortak tembel birisi ise burada çatışma meydana gelebilir.

DOYUM VE BAĞLANMA

Sosyal Psikoloji: Doyum ve Bağlanma

İnsanlar genellikle mutlu ve uzun süreli ilişkileri arzularlar. Doyum ile bağlanma arasında önemli farklılıklar vardır. “Boş kabuk” türü bir evlilikte eşler birbirlerini çok az severler, fakat çocukları, yalnızlık korkuları ya da ahlaksal sorumluluk duygusu gibi nedenlerle birlikte yaşarlar. Doyumun düşük olmasına rağmen ilişkiye bağlıdırlar.

Doyum

Bir bireyin ilişkinin niteliğine ilişkin öznel değerlendirmesine “doyum” adı verilir. Ödüller bedelleri aşarsa doyum vardır, bedeller ağır basıyorsa doyum yoktur diyebiliriz. Doyum hakkaniyet algısıyla ilişkidir. Eğer bir birçok ödül veriliyor olsa dahi bize iyi davranılmadığını düşünürsek ondan doyum alamayız.

Bağlanma

Bir kişiyi ilişkide tutma yönünde etkili olan olumlu ve olumsuz güçlerin tümüne “bağlanma” adı verilir. İlişkiye güçlü olarak bağlanan kişilerde iyi günde de kötü günde de birlikte olma eğilimi olmaktadır. İlişkide bağlanmaya etkileyen üç etmen vardır. Olumlu çekim güçleri, bir kişiyi sevme ve onunla yaşamaktan zevk alma durumlarından dolayı doyumun artmasıyla ortaya çıkmaktadır. Ahlaksal bağlanma, zorunluluk duygusu ya da dinsel görevler ile ilişkilidir. Zoraki bağlanma, ilişkiyi bitirmenin pahalı kılan olumsuz güçleri olduğuna inanma durumudur.

Yatırımlar

Bağlanma ayrıca, bir ilişkiye yaptığımız yatırımlardan da etkilenir. Yatırımlar zaman, enerji, para, duygusal katılım gibi özellikleri içermektedir. İlişkiye yaptığımız yatırım çok olursa, onu bitirmek için bedelimiz çok olabilir.

Doyum ve Bağlanma Arasındaki İlişki

Birçok ilişkide doyum ile bağlanma arasında yakın bir ilişki vardır. İnsanlar ilişkileri iyileştikçe daha çok ödüller verirler ve artık bunu duyurmak amacıyla bir düğün yaparlar. Çatışma anları çıksa da bunu düzeltmek için çabalarını ortaya koyarlar. Önceden “boş kabuk” adını verdiğimiz bir kavram ile bazı evlilikler doyum olmasa da ilişkilerini devam ettirebilirler. Yapılan bir çalışmada bu oran %7 oranındadır.

DOYUMSUZLUĞA TEPKİLER

İlişki doyumsuzluğuna verilen tepkiler kadar iş doyumsuzluğu hakkında da araştırmalar yapılmıştır. Ve dört tepki çeşidi belirlenmiştir. Bunlar; seslendirme, bağlılık, boş verme ve bitirme.

Seslendirme ilişkisinden doyumsuz olan kişi etkin bir biçimde sorunu tartışı, uzlaşmaya çalışır, yardım arar, durumu geliştirmeye çalışır yani elinden geleni yapmaya çalışır. İş ilişkilerinde ise, bir sorunu yöneticiyle tartışmak, sendika görevlisiyle konuşarak ya da kurumsal suç duyurusunda bulunarak yapılır. Romantik ilişkide ise ortakla konuşarak sorunu aşma, danışma önerisinde bulunmak olabilir. Romantik ilişkilerde kadının bunu talep etmesi daha yüksektir.

Bağlılık edilgen, fakat iyimser biçimde durumun düzelmesini bekleme demektir.Bir çalışan koşulların düzelmesini beklerken aynı zamanda işini iyi yapmaya çalışabilir. Bir evlilik ilişkisi kötü olmasındaysa kişi dua ederek düzelmesini bekleyebilir.

Boş verme edilgen bir biçimde ilişkinin kötüye gitmesine izin verme anlamına gelmektedir. İş durumunda çalışan kişinin zamanını kişisel etkinliklerine ayırması ile kötüye giden durumu önemsememesi gibi.

Bitirme etkin olarak ilişkiyi sonlandırmak demektir. Bir iş durumunda kişi başka bir işe geçiş yapması örnek gösterilebilir. Romantik ilişkilerde bu durum evden ayrılma olarak gösterilebilir.

Sosyal Psikoloji: Kişisel İlişkiler Nedir? 1
İlgili Yazı

Philip Kotler Kimdir? Kitapları, Yayınları, Pazarlama Yönetimi

 

 

Yorum Yap
Bu İçerik Yeterli Mi? Yeterli Değilse Aradığını Yorum At.

Yazar Hakkında

Pazarlama Bilim Uzmanı - İşletme Doktora Öğrencisi.

Yorum Yap